Wednesday, October 12, 2011

MARKOS 12 (TüRK ), MARK 12 (TURKISH)

MARK_12,_TURKISH.mp3 Listen on Posterous
Normal 0 false false false EN-US X-NONE X-NONE

TO HEAR the ENTIRE BIBLE in ENGLISH, go to www.HEARINGtheWORD.posterous.com

TURKISH/ENGLISH

12

1.  İsa onlara benzetmelerle konuşmaya başladı. ‹‹Adamın biri bağ dikti, çevresini çitle çevirdi, üzüm sıkmak için bir çukur kazdı, bir de bekçi kulesi yaptı. Sonra bağı bağcılara kiralayıp yolculuğa çıktı. And He began to speak to them in parables: "A man PLANTED A VINEYARD AND PUT A WALL AROUND IT, AND DUG A VAT UNDER THE WINE PRESS AND BUILT A TOWER, and rented it out to vine-growers and went on a journey. 2.  Mevsimi gelince bağın ürününden payına düşeni almak üzere bağcılara bir köle yolladı. "At the harvest time he sent a slave to the vine-growers, in order to receive some of the produce of the vineyard from the vine-growers. 3.  Bağcılar köleyi yakalayıp dövdü ve eli boş gönderdi. "They took him, and beat him and sent him away empty-handed. 4.  Bağ sahibi bu kez onlara başka bir köle yolladı. Onu da başından yaralayıp aşağıladılar. "Again he sent them another slave, and they wounded him in the head, and treated him shamefully. 5.  Birini daha yolladı, onu öldürdüler. Daha birçok köle yolladı. Kimini dövüp kimini öldürdüler. "And he sent another, and that one they killed; and so with many others, beating some and killing others. 6.  ‹‹Bağ sahibinin yanında tek kişi kaldı, o da sevgili oğluydu. ‹Oğlumu sayarlar› diyerek bağcılara en son onu yolladı. "He had one more to send, a beloved son; he sent him last of all to them, saying, `They will respect my son.' 7.  ‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler. "But those vine-growers said to one another, `This is the heir; come, let us kill him, and the inheritance will be ours!' 8.  Böylece onu yakaladılar, öldürüp bağdan dışarı attılar. "They took him, and killed him and threw him out of the vineyard. 9.  ‹‹Bu durumda bağın sahibi ne yapacak? Gelip bağcıları yok edecek, bağı da başkalarına verecek. "What will the owner of the vineyard do? He will come and destroy the vine-growers, and will give the vineyard to others. 10.  12:10-11 Şu Kutsal Yazıyı okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!› ›› "Have you not even read this Scripture: `THE STONE WHICH THE BUILDERS REJECTED,
THIS BECAME THE CHIEF CORNER stone;
11.  12:10-11 Şu Kutsal Yazıyı okumadınız mı? ‹Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu. Rabbin işidir bu, Gözümüzde harika bir iş!› ››
THIS CAME ABOUT FROM THE LORD,
AND IT IS MARVELOUS IN OUR EYES'?"
12.  İsanın bu benzetmede kendilerinden söz ettiğini anlayan Yahudi önderler Onu tutuklamak istediler; ama halkın tepkisinden korktukları için Onu bırakıp gittiler. And they were seeking to seize Him, and yet they feared the people, for they understood that He spoke the parable against them. And so they left Him and went away. 13.  Daha sonra İsayı söyleyeceği sözlerle tuzağa düşürmek amacıyla Ferisilerden ve Hirodes yanlılarından bazılarını Ona gönderdiler. Then they *sent some of the Pharisees and Herodians to Him in order to trap Him in a statement. 14.  Bunlar gelip İsaya, ‹‹Öğretmenimiz›› dediler, ‹‹Senin dürüst biri olduğunu, kimseyi kayırmadan, insanlar arasında ayrım yapmadan Tanrı yolunu dürüstçe öğrettiğini biliyoruz. Sezara vergi vermek Kutsal Yasaya uygun mu, değil mi? Verelim mi, vermeyelim mi?›› They *came and *said to Him, "Teacher, we know that You are truthful and defer to no one; for You are not partial to any, but teach the way of God in truth. Is it lawful to pay a poll-tax to Caesar, or not? 15.  Onların ikiyüzlülüğünü bilen İsa şöyle dedi: ‹‹Beni neden deniyorsunuz? Bana bir dinar getirin bakayım.›› "Shall we pay or shall we not pay?" But He, knowing their hypocrisy, said to them, "Why are you testing Me? Bring Me a denarius to look at." 16.  Parayı getirdiler. İsa, ‹‹Bu resim, bu yazı kimin?›› diye sordu. ‹‹Sezarın›› dediler. They brought one. And He *said to them, "Whose likeness and inscription is this?" And they said to Him, "Caesar's." 17.  İsa da, ‹‹Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi. İsanın sözlerine şaşakaldılar. And Jesus said to them, "Render to Caesar the things that are Caesar's, and to God the things that are God's." And they were amazed at Him. 18.  12:18-19 Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler İsaya gelip şunu sordular: ‹‹Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: ‹Eğer bir adam ölür, geride bir dul bırakır, ama çocuk bırakmazsa, kardeşi onun karısını alıp soyunu sürdürsün.› Some Sadducees (who say that there is no resurrection) *came to Jesus, and began questioning Him, saying, 19.  12:18-19 Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler İsaya gelip şunu sordular: ‹‹Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: ‹Eğer bir adam ölür, geride bir dul bırakır, ama çocuk bırakmazsa, kardeşi onun karısını alıp soyunu sürdürsün.› "Teacher, Moses wrote for us that IF A MAN'S BROTHER DIES and leaves behind a wife AND LEAVES NO CHILD, HIS BROTHER SHOULD MARRY THE WIFE AND RAISE UP CHILDREN TO HIS BROTHER. 20.  Yedi kardeş vardı. Birincisi evlendi ve çocuk bırakmadan öldü. "There were seven brothers; and the first took a wife, and died leaving no children. 21.  İkincisi aynı kadını aldı, o da çocuk sahibi olmadan öldü. Üçüncüsüne de öyle oldu. "The second one married her, and died leaving behind no children; and the third likewise; 22.  Yedisi de çocuksuz öldü. Hepsinden sonra kadın da öldü. and so all seven left no children. Last of all the woman died also. 23.  Diriliş günü, ölümden dirildiklerinde kadın bunlardan hangisinin karısı olacak? Çünkü yedisi de onunla evlendi.›› "In the resurrection, when they rise again, which one's wife will she be? For all seven had married her." 24.  İsa onlara şöyle karşılık verdi: ‹‹Ne Kutsal Yazıları ne de Tanrının gücünü biliyorsunuz. Yanılmanızın nedeni de bu değil mi? Jesus said to them, "Is this not the reason you are mistaken, that you do not understand the Scriptures or the power of God? 25.  İnsanlar ölümden dirilince ne evlenir ne evlendirilir, göklerdeki melekler gibidirler. "For when they rise from the dead, they neither marry nor are given in marriage, but are like angels in heaven. 26.  Ölülerin dirilmesi konusuna gelince, Musanın Kitabında, alevlenen çalıyla ilgili bölümde Tanrının Musaya söylediklerini okumadınız mı? ‹Ben İbrahimin Tanrısı, İshakın Tanrısı ve Yakupun Tanrısıyım› diyor. "But regarding the fact that the dead rise again, have you not read in the book of Moses, in the passage about the burning bush, how God spoke to him, saying, `I AM THE GOD OF ABRAHAM, AND THE GOD OF ISAAC, and the God of Jacob'? 27.  Tanrı ölülerin değil, dirilerin Tanrısıdır. Siz büyük bir yanılgı içindesiniz.›› "He is not the God of the dead, but of the living; you are greatly mistaken." 28.  Onların tartışmalarını dinleyen ve İsanın onlara güzel yanıt verdiğini gören bir din bilgini yaklaşıp Ona, ‹‹Buyrukların en önemlisi hangisidir?›› diye sordu. One of the scribes came and heard them arguing, and recognizing that He had answered them well, asked Him, "What commandment is the foremost of all?" 29.  İsa şöyle karşılık verdi: ‹‹En önemlisi şudur: ‹Dinle, ey İsrail! Tanrımız Rab tek Rabdir. Jesus answered, "The foremost is, `HEAR, O ISRAEL ! THE LORD OUR GOD IS ONE LORD; 30.  Tanrın Rabbi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle seveceksin.› AND YOU SHALL LOVE THE LORD YOUR GOD WITH ALL YOUR HEART, AND WITH ALL YOUR SOUL, AND WITH ALL YOUR MIND, AND WITH ALL YOUR STRENGTH.' 31.  İkincisi de şudur: ‹Komşunu kendin gibi seveceksin.› Bunlardan daha büyük buyruk yoktur.›› "The second is this, `YOU SHALL LOVE YOUR NEIGHBOR AS YOURSELF.' There is no other commandment greater than these." 32.  Din bilgini İsaya, ‹‹İyi söyledin, öğretmenim›› dedi. ‹‹ ‹Tanrı tektir ve Ondan başkası yoktur› demekle doğruyu söyledin. The scribe said to Him, "Right, Teacher; You have truly stated that HE IS ONE, AND THERE IS NO ONE ELSE BESIDES HIM; 33.  İnsanın Tanrıyı bütün yüreğiyle, bütün anlayışıyla ve bütün gücüyle sevmesi, komşusunu da kendi gibi sevmesi, bütün yakmalık sunulardan ve kurbanlardan daha önemlidir.›› AND TO LOVE HIM WITH ALL THE HEART AND WITH ALL THE UNDERSTANDING AND WITH ALL THE STRENGTH, AND TO LOVE ONE'S NEIGHBOR AS HIMSELF, is much more than all burnt offerings and sacrifices." 34.  İsa onun akıllıca yanıt verdiğini görünce, ‹‹Sen Tanrının Egemenliğinden uzak değilsin›› dedi. Bundan sonra kimse Ona soru sormaya cesaret edemedi. When Jesus saw that he had answered intelligently, He said to him, "You are not far from the kingdom of God." After that, no one would venture to ask Him any more questions. 35.  İsa tapınakta öğretirken şunu sordu: ‹‹Nasıl oluyor da din bilginleri, ‹Mesih, Davutun Oğludur› diyorlar? And Jesus began to say, as He taught in the temple, "How is it that the scribes say that the Christ is the son of David? 36.  Davutun kendisi, Kutsal Ruhtan esinlenerek şöyle demişti: ‹Rab Rabbime dedi ki, Ben düşmanlarını Ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur.› "David himself said in the Holy Spirit,
`THE LORD SAID TO MY LORD,
"SIT AT MY RIGHT HAND,
UNTIL I PUT YOUR ENEMIES BENEATH YOUR FEET."'
37.  Davutun kendisi Ondan Rab diye söz ettiğine göre, O nasıl Davutun Oğlu olur?›› Oradaki büyük kalabalık Onu zevkle dinliyordu. "David himself calls Him `Lord'; so in what sense is He his son?" And the large crowd enjoyed listening to Him. 38.  12:38-39 İsa öğretirken şöyle dedi: ‹‹Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının. In His teaching He was saying: "Beware of the scribes who like to walk around in long robes, and like respectful greetings in the market places, 39.  12:38-39 İsa öğretirken şöyle dedi: ‹‹Uzun kaftanlar içinde dolaşmaktan, meydanlarda selamlanmaktan, havralarda en seçkin yerlere ve şölenlerde başköşelere kurulmaktan hoşlanan din bilginlerinden sakının. and chief seats in the synagogues and places of honor at banquets, 40.  Dul kadınların malını mülkünü sömüren, gösteriş için uzun uzun dua eden bu kişilerin cezası daha ağır olacaktır.›› who devour widows' houses, and for appearance's sake offer long prayers; these will receive greater condemnation." 41.  İsa tapınakta bağış toplanan yerin karşısında oturmuş, kutulara para atan halkı seyrediyordu. Birçok zengin kişi kutuya bol para attı. And He sat down opposite the treasury, and began observing how the people were putting money into the treasury; and many rich people were putting in large sums. 42.  Yoksul bir dul kadın da geldi, birkaç kuruş değerinde iki bakır para attı. A poor widow came and put in two small copper coins, which amount to a cent. 43.  İsa öğrencilerini yanına çağırarak, ‹‹Size doğrusunu söyleyeyim›› dedi, ‹‹Bu yoksul dul kadın kutuya herkesten daha çok para attı. Calling His disciples to Him, He said to them, "Truly I say to you, this poor widow put in more than all the contributors to the treasury; 44.  Çünkü ötekilerin hepsi, zenginliklerinden artanı attılar. Bu kadın ise yoksulluğuna karşın, varını yoğunu, geçinmek için elinde ne varsa, tümünü verdi.›› for they all put in out of their surplus, but she, out of her poverty, put in all she owned, all she had to live on."

TO HEAR the ENTIRE BIBLE in ENGLISH, go to www.HEARINGtheWORD.posterous.com